

Büşra Yazıyor – İstanbul çok sıcaktı. Ama ENKA’nın ağaçların arasına gizlenmiş bahçesinde, bu sıcaklığa usulca bir ara verdik. Gökyüzü açıktı, rüzgâr hafifti, akşamüstü içimize iyi geldi.
Konser alanında biz, “dünden sonra yarından önce” bir anın içine düştük.
Zuhal Olcay ve ekibinin sahnede kurduğu o dünya


Sözlerle değil, mimiklerle de anlatmak
Zuhal Olcay sadece bir şarkıcı değil. Bildiğiniz gibi aynı zamanda bir oyuncu. Bu yüzden bir refleksmişcesine şarkı sözlerinin altını mimikleriyle de dolduruyor. Çoğu zaman mini bir kabare izlediğimizi hissediyoruz…
Repertuvarına hep birlikte eşlik edebilmek ne büyük keyifti ama. “Yine Aşk Var” ile başladık, “Sen Benim Şarkılarımsın”la yakın zamanda ve çok erken kaybettiğimiz İlhan Şeşen’i andık. Gökyüzünde bir yerden duymuştur bizi. (Umarım)
“El Gibi”de Zuhal Olcay sahnede bir maestro oldu, şarkıyı bize bıraktı.
“Yıldızlar da İsterim”i duyamadığım için biraz içim buruldu ama “Güller ve Dudaklar” ı dinleyebildiğim için hala çok mutluyum.
Güçlü bir duruşun altında kırılgan bir ruh
Zuhal Olcay’ın sahnede güçlü bir duruşu var. Ama akşam, o ışıkların içinde gözünün kenarında bir anlık bir şey hissettim.
Hayat ona ne getirdi, ne götürdü bilmiyorum.
Birlikte avaz avaz söylediğimiz gibi “Yalnızlığımız bizim en büyük çaresizliğimiz.” belki ama… sandığımız kadar yalnız değiliz Zuhal Hanım.
Bakın, buradayız.
İyi ki de.
Sevgiler;;;;;;

