Bu yıl ilk defa 2-6 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Eskişehir Porsuk Festivali, güçlü bir kültür sanat kimliğine sahip olan Eskişehir’de coşkuyla gerçekleştirildi. Biz de Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile hem Porsuk Festivali’nin bugününü hem de geleceğini konuştuk.


Selçuk Bulut – Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali’ni ilk kez hayata geçiriyorsunuz. Eskişehir zaten güçlü bir kültür-sanat kimliğine sahip. Porsuk Festivali ile bu kimliğe nasıl yeni bir boyut kazandırmayı ve festivali önümüzdeki yıllarda nasıl bir noktaya taşımayı hedefliyorsunuz?
Eskişehir’in çok güçlü bir kültür sanat kimliği var. Bunun altında da kültür sanat altyapımıza yaptığımız büyük yatırımlar ve onu besleyen bir şehircilik anlayışını görüyoruz. Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali ile bu kimliği uluslararası ölçekte daha görünür, daha güçlü ve daha kalıcı hale getirmek istiyoruz.
Uluslararası kültür sanat takviminde Eskişehir’in yer alması, her Eylül geldiğinde akla Eskişehir’in gelmesini istiyoruz. Eskişehir’in kalbinden geçen Porsuk’un birleştirici gücünü dünyaya hissettirme çabamız büyüyor.
Dünyanın farklı kentlerinden insanları şehrimize çekerek bir nehir festivali, ama en çok da yerelden doğarak markalaşan bir dünya festivali olmasını hedefliyoruz.
“Kurumsallaşma ile geleceği planlayacağız”
Günümüzün önemli kavramlarından biri de sürdürülebilirlik. Festivalin sonraki yıllarda da devamı ve kurumsallaşması için ne gibi adımlar atacaksınız?
Sürdürülebilirlik bizim için tek başına festivali her yıl devam ettirebilmek değil. Kurumsallaşma ile geleceği planlayacağız. Bunun için şimdiden uzun vadeli bir yol haritası oluşturuyoruz.
Festivalimizin ilk yılında çok önemli tecrübeler edindik. Festival komitemizle birlikte ulusal kültür-sanat kurumları, üniversiteler, meslek örgütleri, STK’lar, özel sektör ve uluslararası paydaşları bu yapının içine dahil etmeyi hedefliyoruz.
Uluslararası festivallerle kardeş festival ve ortak yapım modelleri geliştirmek, sanatçı değişim programları ve ortak projeler oluşturmak da hedeflerimiz arasında. Böylece festivalin uluslararası bağlantılarını kurumsal iş birliklerine dayandıracağız. Festivali hayata geçirirken mali boyutun büyük kısmını sponsorlarımız ile çözdük. Festival bütçesinin ve kaynak kullanımının şeffaf biçimde raporlanması da kurumsallaşmanın önemli bir parçası olacak.
Ayrıca her yıl ziyaretçi sayısı, ekonomik ve turizm etkisi, sanatçı çeşitliliği, uluslararası katılım ve çevresel performans gibi göstergeleri ölçerek festival etki raporu hazırlayacağız. Böylece her yıl neyi başardık, bir sonraki yıl neyi daha çok geliştirmemiz gerektiğini somut verilerle göreceğiz.
İlerleyen dönemde festivalin uluslararası kültür-sanat takviminde kalıcı yer edinmesi için farklı ülkelerdeki festivaller ve kültür kurumlarıyla uzun vadeli iş birlikleri kuracağız. Buna uzun vadeli sponsorluk anlaşmaları da eklenecek. Zamanın ruhuna ayak uyduran bir modelle, festivalin gelecek kaygısı duymadan yoluna devam etmesi gerekiyor. Bu bizim için çok değerli. Düşüncelerimizi adım adım hayata geçirip bu süreci başarıya ulaştıracağız.
Porsuk’u bir festival mekânının ötesinde, programın adeta başlıca aktörlerinden biri haline getirme fikri nasıl ortaya çıktı?
Bu çok yalın bir fikrin sonucu diyebilirim. 2026 yılını ‘Eskişehir Yılı’ ilan ettik. Bu yıl, şehrimizin değerlerini ve potansiyelini öne çıkarmaya devam ediyoruz. Porsuk, şehrimizin hafızası, buluşma noktası ve yaşamının en önemli parçası.
Eskişehir’i birleştiren büyük bir festivalinin olmaması şehrimiz adına büyük bir eksiklikti. Tüm şehri buluşturan, ‘Porsuk’un tam merkezinde olduğu uluslararası bir festivalimiz olmalı’ diyerek çalışmayı başlattık.
Porsuk’un sadece adının geçtiği bir festival yapmaktan öte festivalin kendisini Porsuk’la birlikte düşündük. Çünkü festivalin merkezine Porsuk’u koyduğumuzda, şehrin farklı noktalarını birbirine bağlayan doğal bir sahnemiz oluşacaktı. Salonlara sığmayan kültür sanat birikimimizi sokağa taşıdık.
Hatta “Eskişehir bizim için festival” sloganını kullanırken kast ettiğimiz şey tam da buydu. Böylece festival bir alana sığmaz, Porsuk buluşturur, bu ruh Eskişehir’in tamamına yayılır. Nehir kortejlerinden açık hava konserlerine, performanslardan sanat etkinliklerine kadar programları Porsuk’un çevresinde kurguladık.
Porsuk Nehri, doğal olarak festivale karakter veren ve Eskişehir’i dünyaya tanıtan başlıca aktör oldu. Bizim için asıl mesele de budur. Eskişehir’in en güçlü simgelerinden birini festivalin fonu, görsel mekanı olarak belirlemek yerine hikâyesinin merkezine yerleştirdik. Görüyoruz ki; çok doğru yapmışız.


“Kültürel ilişkilerimizde yeni bir kulvar açacak”
Festival, Bulgaristan’dan Kosova ve Kuzey Makedonya’ya, İtalya’dan İngiltere, Güney Kore ve Rusya’ya kadar farklı ülkelerden sanatçı ve toplulukları Eskişehir’de buluşturuyor. Bu uluslararası çeşitliliğin Eskişehir’in dünyayla kurduğu kültürel ilişkiye nasıl bir katkı sağlamasını bekliyorsunuz?
Eskişehir, dünyaya açık bir şehir. Farklı kültürlerin barış içerisinde yaşadığı büyük bir kültür havuzu. Bu zenginliği dünya ile bütünleştirmek kültürel ilişkilerimizde yeni bir kulvar açacak.
Karşılıklı saygı temelli uluslararası ilişkilerimizle Avrupa Diplomasından sonra Avrupa Konseyi Şeref Bayrağını da şehrimize getirdik. 9 farklı ülkeden 10 şehir ile kardeş şehiriz. Halklar arasında çok güzel bağlar oluşmasını sağladık.
Festivalle farklı ülkelerden gelen her sanatçı, beraberinde kültürünü, deneyimini ve yeni bir ilişki ağını da getiriyor. Bu da Eskişehir’in dünyayla doğrudan kültürel bağ kurması için güzel bir fırsat.
Önümüzdeki dönemde bu ilişkilerin festival süresiyle sınırlı kalmasını istemiyoruz. Bir kültür hareketi oluşturuyoruz. Böylece festival, yalnızca dünyanın farklı ülkelerinden sanatçıları Eskişehir’e getirmeyecek, Eskişehir’den de dünyaya sanatçı, fikir ve proje taşıyan çift yönlü bir kültür köprüsüne dönüşecek. Porsuk Festivali’nin zaman içerisinde şehrimizi uluslararası kültür ağının merkezine taşıyan güç olacağını göreceğiz. Bu katkı kültür diplomasisi adına şehrimizin en büyük kazanımı olacak.
Eskişehir’deki genç sanatçılar ve yaratıcı üretim yapan insanlar için nasıl bir alan açmasını amaçlıyorsunuz?
Gençleri bu festivalin izleyici değil üreticisi ve geleceğinin bir parçası olarak görüyoruz.
Örneğin Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali vesilesiyle kardeş şehirlerimizin belediyeleri tarafından seçilen gençleri Eskişehir’de ağırladık. Kardeş şehirlerimiz Frankfurt, Lansing, Saint-Josse-ten-Noode, Lefkoşa ve Girne ile birlikte yürüttüğümüz Kültür Elçileri Programını Gençlik Merkezlerimiz aracılığıyla uyguluyoruz. Festivalde uluslararası gençlerimiz aktif olarak yer aldılar.
Eskişehir’i dünyayla buluştururken, Eskişehir’in değerlerini de dünyanın farklı şehirlerine taşıyoruz. Eskişehir’de çok güçlü bir genç yaratıcı potansiyeli var. Festival kapsamında genç sanatçılara sahne ve sergi alanları açmanın yanında; atölyeler, ortak üretimler, buluşmalar ve uluslararası sanatçılarla çalışma imkânları oluşturmak istiyoruz. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olarak bu modeli şehrimizdeki genç sanatçılar için uyguluyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu alanı daha da büyütüp gençlerin kendi projelerini geliştirebilecekleri, üretebilecekleri ve uluslararası sanatçılarla aynı ortamı paylaşabilecekleri bir yapı kuracağız.
Gençlere bir sahne vermekten öte Eskişehir’den dünyaya açılma fırsatı sunacağız.
“Başka Eskişehir, başka Porsuk yok”
Festival mesajınızda Porsuk’un korunmasını Eskişehir’in doğasını, geleceğini ve yaşam kültürünü korunmasına vurgu yapıyorsunuz. Bu noktada festival nasıl bir mesaj taşıyor?
Porsuk Nehri, Eskişehir’in yaşam kaynağı. Bu yönüyle Porsuk’un etrafında şekillenen kültür sanat etkinlikleri aynı zamanda Porsuk’u ve doğamızı koruma çağrısını da kapsıyor. İklim krizini derinden hissettiğimiz dönemdeyiz. Böyle bir dönemde kültür ve sanatın gücüyle farkındalığını öne çıkardık. Çünkü Porsuk varsa Eskişehir var. Porsuk varsa bu festival var.
Porsuk’un bize sunduğu güzellikleri tüketen değil ona sahip çıkan ve geleceğe taşıyan bir anlayışı güçlendirmek istedik. Porsuk hattında yapılan etkinliklerle doğayla barışık sergiler, atölyeler ve sanat çalışmaları gerçekleştirildi. Tüm bu çabamızın kentte farkındalık ve sahiplenme duygusu oluşturması çok önemli. Çünkü geleceğe yalnızca güzel bir festival bırakmayı hedeflemiyoruz. Temiz bir Porsuk, korunmuş bir doğa ve doğayla uyum içinde yaşayan bir Eskişehir en büyük mirasımız olacak. Başka Eskişehir, başka Porsuk yok. Onu korursak Porsuk dünyayı birleştirmeye, Eskişehir’e hayat vermeye devam edecek.
Bu güzel sohbet için çok teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.

