Koftiden Sohbetler #1

Konunun nereye gideceğinden bağımsız söz söyleme sanatının ilk yazısı.

Selçuk Bulut – Her yıl 11 gün geriye doğru gelen Ramazan ayının başlangıcıyla insanların en çok merak ettiği ikinci konu Ramazan pidesinin fiyatı oluyor. Yumurtalısı ya da sadesiyle damaklarımızı şenlendiren bir tat Ramazan pidesi. Ramazan dışında, yemek isteseniz de denk gelemezsiniz ama oldu da denk geldiniz, o tadı alamazsınız. Sanki bir ay boyunca hamurun içine bir şeyler ilave ediliyor da pidenin tadı bambaşka bir şey oluyor. Ben daha çok sade pide taraftarıyım. Yumurtalı sevenler de var, pidenin üstünde olmayan yumurtayı ben de seviyorum ama pidenin üzerinde olunca ilginç bir şekilde bana uzak bir tat haline geliyor. Sıraya girip alınmaya değer bir pide çeşidi değil gibi yumurtalı pide. Zaten dikkat ederseniz hem daha pahalı olması hem de az tercih edilmesi nedeniyle yumurtalı pide sırasında ‘Yumurtalı isteyen var mı?’ sorusu sıklıkla duyulur. Fırıncı abi bireyler yumurtalı alacaklara kıyak geçmektedirler. Aslında çok kıyak değil gibi. Yumurtalı az alındığı için (3’te 1 oranında) sıradakiler beklemesin, pidesini alıp kalabalığı azaltsın düşüncesiyle hareket ediyorlar.

Bu kalabalık çok büyük olabiliyor. Pideyi dağıtan fırıncının Tanzimat Fermanı’nı okuyan Mustafa Reşit Paşa gibi hissettiği muhtemel. Gerçi o konuşmasını halktan çok devlet ricaline karşı yapmıştı. Askeri, bürokratı, uleması ile koca bir kalabalık. Yani kimse gelip ‘Gardaş ben sade pide alacam’ demedi ona. Oldukça üst düzey bir toplantı olmuş Tanzimat Fermanı’nın ilanı. Malum Gülhane Parkı’nda okundu tarihi değiştiren bu ferman. Bir dönem konserlere, hayvanat bahçesine sahne olmuş, günümüzde ise aşıkların ve haftada bir izin gününe sahip mavi yakalıların haftanın stresini atmak için uğradıkları bir mekan. Acaba Mustafa Reşit Paşa fermanı okurken bunları hiç düşünmüş müdür? ‘Mavi yakalı nedir?’ diye aklında geçirmiş midir?

Mavi yakalının çilesini çekmek Mustafa Reşit Paşa’ya düşmese de bizlere düşüyor. Vergi, maaş, bordro, SSK, yol + yemek ekseninde gelişen bir hayat sonrası, genelde haftanın bir günü dinlenmeye çalışan bir güruh. 2022’de dünya çalışma gün sayısını azaltırken bizde aksine daha da artıyor. Onlar çalışmıyor, komşudan bir onluk alıp bize mi ekliyorlar nedir? İşleyen demir ışıldar tamam da yalama olma diye bir deyim de mevcut güzel Türkçemizde.  Bazı atasözlerinin yanlış anlaşıldığı kanaatindeyim. Sonuçta robotlarla aramızda bir fark var; yorulmak.

Son.