Koftiden Sohbetler #2

Kafama göre bir şeyler karaladığım Koftiden Sohbetler’in 2. yazısı sizlerle.

Selçuk Bulut – Tavuk döner dediğimiz yiyecek türünü ben 2000’lerin başında keşfettim. Ekonomik krizin yarattığı etki sonrası et döner tahtını tavuk dönere devretti. Öncesinde var mıydı tavuk döner? Ben çok hatırlamıyorum. Gerçi hatırlayabilecek bir yaş gurubunda mıydım? Evet, yaş grubundaydım ama dünyaya o derece açılmış biri olmadığımdan mütevellit döner çeşitlerini de çok tanımıyordum. 2001 krizinden sonra tanıdığım tavuk döner, bayram tatillerinde bedava olan otobüsler sayesinde hayatıma girdi. Kısıtlı bütçemizle, bindiğimiz bedava otobüsler bizleri tarihi yarımadaya taşıdı. Orada karnımızı doyurmak için ucuz ve besleyici tavuk dönerleri tercih ettik. Ama tavuk dönerin içinde tavuğun olduğu yönünde şüphelerim var. Tavuk döner + ayran kurum ve kuruluşlar tarafından 2,5 milyon TL’ye satılıyordu. Şimdi o paraya ev… Şaka şaka o dönem liradan altı sıfır atılmadığı için milyonu garipsemiyorduk. Neyse konuya dönecek olursak, işte benim tanışıklığım böyle oldu tavuk dönerle. İyi pişiriyorlardı Allah var, çiğ bir taraf kalmıyordu. Yerken doyurucu ve besleyici oluyordu. Ayranla birlikte de iyi gidiyordu açıkçası. Sabahın köründe başladığımız yolculuğumuzu akşama kadar sürdürmemizi sağlıyordu. O dönemlerde hijyene bu kadar dikkat etmiyormuşum onu anladım şu anda. Turşu ve ketçap mayonez olmayan herhangi bir yemeği rahatlıkla tüketebiliyordum. Zaten ne derler bilirsiniz; hijyenik olmayan yerlerde yemeğin tadı güzel olur. Günümüzde ise eskisine nazaran daha temiz ortamlarda yapılıyor ama eskisi gibi ucuz değil. Her şeyin olduğu gibi tavuk dönerin de fiyatı arttı. Bununla beraber içerisindeki tavuk derisi oranı da arttı. Eskiden bu kadar tavuk derisine maruz kalmazdık ama artık ziyan olmaması adına deriyi de dönerin içinde görüyoruz. Bu da beni ziyadesiyle rahatsız ediyor.

Tavuk dönerin yaşadığı bu değişim metrobüse yansımadı. Yaklaşık 16 yıldır hayatımızda olan metrobüsteki en büyük değişiklik ilk döneminde kullanılan çift katlı otobüslerle, zaman içerisinde kaldırılan hat numaraları oldu. İlk birkaç ay çift katlı otobüsler kullanıldı çünkü araçların tedariki tam olarak sağlanmamıştı. Klasik Türkiye gerçeği, kervan yolda düzüldü. Hatta eski O 345 model, yeşil otobüsler bile metrobüs hattında salına salına gezdi. Tabii bu süreç tavuk dönerin yaşadığı krallık kadar kısa sürdü. Süre olarak değil de geçen süre kısa sürdü diyebiliriz. Tavuk döner sonuçta birkaç yıl krallığını sürdürdü ama metrobüsler 3-4 ay kadar kullanıldı. Metrobüsün yaşadığı diğer değişimse daha yeni yaşandı. Eskiden 34AS-34SA gibi kodları olan metrobüs artık gideceği yönün ismini üzerinde taşıyor. Söğütlüçeşme, Beylikdüzü, Zincirlikuyu şeklinde… Daha net ve açıklayıcı oldu. İnsanların aklı karışmıyor, doğru yöne biniyorlar. Zincirlikuyu’ya gidecekler için büyük lütuf oldu.

Lütuf demişken aklıma gelen şeylerden birisi ise internetin icadı. Bizi ansiklopedi kalabalığından kurtardı. Ansiklopedinin tek kötü yanı koyacak yer bulmakta zorluk çekilmesiydi. Her evde olmasa da bilgiye aç evlerde muhakkak olurdu ansiklopedi. Genelde televizyon altındaki bölmede bulunurdu. Oradan araştırılacak konuya uygun kitap seçilir, okunur, aynı hizaya yerleştirilirdi. Ayrıca bakımı da zordu. Kalorifer böceklerinin sevdiği ürünlerdi ansiklopediler. Sıcak ve nemli ortama haiz olan kitapların arasında kolayca ürüyorlardı. Son yıllarda az görülmesinin nedeni sanırım ansiklopedinin hayatımızdan çıkmış olmasından ötürü. Saman kağıda basılı olması kalorifer böceklerini çekiyordu ayrıca. Bakış açımızı değiştirecek olursak, belki de bilgiye onlar da açtı, bir şeyler okumak, hayatlarını değiştirip evrimlerini bir üst seviyeye çıkarmak istiyorlardı. Sonuçta akrabaları hamamböcekleri dinozorlarla yaş. Bilgi ve ilimle neden daha da ileri taşımasınlar kültürlerini?

Son.