İstanbul Modern Sinema, Türk Tuborg A.Ş.’nin desteğiyle dijital sanat ve sinemanın sınırlarını zorlayan çok özel bir programa ev sahipliği yapıyor. 10–24 Haziran 2026 tarihleri arasında müzenin sinema fuayesinde kurulacak olan sanal gerçeklik alanı, ziyaretçileri İstanbul Modern’de ilk kez bir VR (sanal gerçeklik) projesiyle buluşturacak.


Dünya prömiyerini prestijli Venedik Film Festivali’nde yapan ve büyük övgü toplayan “Gölgezaman” (Shadowtime) projesinin detayları ve programa paralel etkinlikler şöyle:
“Gölgezaman” nedir? İki zaman diliminde aynı anda yaşamak
Deniz Tortum ve Sister Sylvester’ın birlikte yazıp yönettikleri VR projesi, adını çağımız için türetilmiş yepyeni bir kavramdan alıyor. Gölgezaman, insanın birbiriyle uzlaşması imkânsız iki farklı zaman dilimini aynı anda hissetme durumunu tarif ediyor:
Örneğin; sabah çocuğunuza kahvaltı hazırlarken, onun ömrü süresince binlerce yıllık bir bitki türünün yok olacağını bilmenin getirdiği o tuhaf çelişki… Ya da arabayla işe yetişmeye çalışırken, yaktığınız yakıtın milyonlarca yıl önce yaşamış canlıların kalıntıları olduğunu fark etmek gibi.
Proje, bu duygusal ve zamansal sıkışmışlığı sanal gerçeklik üzerinden bir simülasyona dönüştürüyor. Sanal dünyada var olmayı “iki bedene, dört ele ve iki kalbe sahip olmak” şeklinde betimleyen yapımda, izleyiciler gizemli rehber Alma eşliğinde iklim krizi, yas, hafıza ve geleceğe dair derin bir düşünsel yolculuğa çıkıyor.
Etkinlik takvimi ve söyleşi
- VR Deneyimi (Gölgezaman): 10 – 24 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema fuayesinde deneyimlenebilir.
- Sanal Gerçeklik Üzerine Söyleşi: 11 Haziran Perşembe günü, projenin yönetmeni Deniz Tortum, araştırmacı Nurten Bayraktar, akademisyen Reşat Fuat Çam ve küratör/yazar Karen Cirillo’nun katılımıyla VR teknolojisinin sinemasal ve kavramsal boyutları masaya yatırılacak.
Dijital bir Nuh’un gemisi: “Our Ark”
Program kapsamında, ikilinin ödüllü kısa deneme filmi “Our Ark” (2021) da beyaz perdede olacak. 11 ve 18 Haziran Perşembe günleri İstanbul Modern Sinema’da gösterilecek olan film, gerçek bir şirket olan “Digital Life”ın projesinden ilham alıyor.
Gezegenin ekolojik çöküşüne karşı, yok olma tehlikesi altındaki hayvanların 3D (üç boyutlu) kopyalarını çıkararak dijital bir “Nuh’un Gemisi” yaratma çabasını anlatan film; “dünyayı yedekleme” fikri üzerinden teknoloji ve doğa ilişkisini sorguluyor.
Teknolojinin felsefeyle, sinemanın ise gelecekle buluştuğu bu benzersiz simülasyon ve film seçkisi, haziran ayında farklı bir varoluş deneyimi yaşamak isteyen tüm sanat ve teknoloji meraklılarını bekliyor.

